KİTLE İLEŞİM VE EĞİTİM

2010-01-20 18:23:00

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE EĞİTİM   [*]Kayhan KARATAŞ   Özet             Kitle iletişim araçları insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu yönüyle kitle iletişim araçları tarihin her döneminde içinde bulunduğu çağın koşullarına göre şekillenmiştir. Kitle iletişim araçları birçok kurumunu da etkilemiştir. Bu kurumlardan biride eğitimdir.             Bu çalışmada kitle iletişim araçları ile eğitim kurumu ilişkisi üzerinde durulmaya çalışılmaktadır.               Anahtar Sözcükler: Kitle İletişimi, Eğitim                           Giriş               İletişim araçları geçmişten günümüze birçok değişiklik, çeşitlilik ve gelişme göstermiştir. Kitle olgusunun meydana gelmesiyle birlikte iletişim araçları kitle iletişim araçlarına dönüşmeye başladı. İletişim araçları tarihin ilk başlarında ilkel özellikler gösterirken. Daha sonraları büyük değişimlere uğramıştır. İlk çağlarda insanlar dumanla haberleşirken daha sonra çeşitli kanatlı hayvanlarla elçilerle haberleşirken daha da günümüze yaklaşıldıkça posta, sanayi devrimi elektriğin icadı ile telefon telgraf gibi teknoloji araçlar gelişti. Görsel ve yazılı basının gelişmesi ile kitleler oluşmaya başlamıştı. İletişim araçları günümüzde daha da modern hale gelmiştir bu süreç hızlı bir şekilde ilerleyecektir de. S... Devamı

İBNİ HALDUN EĞİTİM

2010-01-20 18:20:00

 İBNİ HALDUN’UN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ   [*]Kayhan KARATAŞ       Özet     İbni Haldun (1332-1406), günümüzde yeniden ele alınmaya başlanan ünlü İslâm düşünürlerinden biridir. Onun ekonomik görüşleri, metodolojisi, siyasal görüşleri, toplumsal değişmeye ilişkin görüşleri ve hukuksal görüşleri sosyolojik açıdan ayrı ayrı incelemelere konu olmuştur. Bu yönleriyle İ. Haldun, sosyoloji biliminin öncülerinden biridir. Biz bu bölümde onun eğitim bilimine ilişkin görüşlerini ele almaya çalışacağız. İbni Haldun, eğitim hakkındaki görüşlerini başyapıtı "Mukaddime" de belirtmiştir. Yeterli derecede incelemelere konu olmamış eğitim anlayışının ana hatlarını burada ele alacağız. Açıklamalarımız onun Mukaddime isimli yapıtına dayanmaktadır. Mukaddime'nin eğitime yönelik bölümlerini gözden geçirdiğimizde İ. Haldun'un eğitim bilimine ilişkin ilgi duygu konular, daha çok, genel eğitim, öğretim yöntemleri, çocuk eğitiminde belirgin ilkeler, öğretmenlerin nitelikleri, öğrenme, din eğitimi, bilimlerin sınıflandırılması gibi konulardır.                         Giriş             Özgün bir tarih kuramcısı, kültür, siyaset, felsefecisi ve toplumbilimci olan İbni Haldun, tarihsel olayları toplumsal, etnik, kültürel, siyasal, ekonomik, hatta coğrafi ve biyolojik koşullarla bağlantıları içinde değerlendiren ilk düşünürdür. Birçok bilim adamı, tarih felsefesinin ve sosyolojinin çağdaş an... Devamı

FAŞİZM VE FANATİZM

2010-01-18 23:57:00

FAŞİZM VE FANATİZM'İN ÇIKIŞ NOKTALARI BENZERLİKLERİ ŞİDDET YÖNÜ   [*] Kayhan KARATAŞ     Özet             Faşizm ve fanatizmin birçok benzerlikleri hatta çıkış noktaları benzer sorun ve sıkıntılara bağlıdır. Faşizm ve fanatizm etkisinde kalan birçok kişi ve grup şiddet eğilimi gösterirler. Bu çalışma da insanda doğal bir eğilim olduğu kabul edilen saldırganlığın sporda şiddet eylemine dönüşmesinde rol oynayan fanatik davranışlarla faşizm ve uygulamaları ilişkisi ele alınıp incelenmeye çalışılacaktır.             Anahtar Kelimeler: Şiddet, Fanatizm, Faşizm                                    Giriş               Fanatizm ve Faşizm farklı anlamlara gelmektedir. Doğal olarak kullanıldığı yerlerde farklıdır biri siyaset biliminin konusu iken diğeri spor müsabakaları ve benzeri taraftarlıklarla gündemdedir. Çalışmamızda faşizm ve fanatizmin çıkış noktaları tutumları simgeleri dahil insan ilişkileri yönüyle sosyolojik çözümlemeler yapmaya çalışacağız. Fanatizm ve Faşizm farklı anlamlara gelse de kullandığı argümanları tavırları grup bilinci içerisinde görev ve yetkilerinin dağılımları birbirinin benzeri olduğunu göstermektedir.           İnsan ilişkilerinde olumlu olumsuz birçok etkileşim mevcuttur. Olumlu etkileşim mutluluk verici birtakım olaylar varken; olumsuz etkileşimlerde üzüntü verici, korkutucu ve ürk... Devamı

OSMANLI'DA FELSEFE

2008-05-25 18:31:00

OSMANLI'DA POZİTİVİZM Osmanlı'da Pozitivizmin Doğuşu               Saint Simon’un esaslarını ortaya koyduğu Auguste Comte’un sistemleştirdiği pozitivizm, günümüze kadar her alanda etkili olmuş bir felsefedir. Bu felsefenin tüm dünya da olduğu gibi Osmanlı devletinin aydınlarının etkilemesi de akla gelmektedir. Çünkü Osmanlı aydınları hem Avrupa’yı geziyorlar ve Avrupa da yaşanan gelişmeleri , değişmeleri görüyor ayrıca okudukları kitaplarla da kendi ülkelerinin tespitini ortaya koymaya çalışıyorlar.   Burada asıl mesele, Osmanlı toplumunu, Batılı modern topluma dönüştürerek ayakta tutmak için hangi felsefi görüşe dayanmak  gerektiğiydi. Pozitivizm , olguya dayanan , dış dünyaya yönelik bir bilgiyi esas alıyordu. Pratikte toplumun yüze çıkan şartlarını temele alan, merkeze de bilimleştirilmiş  felsefeyi yerleştiren bu anlayış, Osmanlı idarecilerine modernleşme gayretlerinde fikri bir dayanak sunuyordu. Bundan dolayı daha Tanzimat’tan önce müsbet bilim, bir kısım aydınlar arasında bir kült haline gelmişti.[1]           Pozitivizmin Osmanlıya girişi doğrudan felsefi kanalla olmamıştır edebiyat akımları, o devirdeki okullara konan pozitif bilim dersleri, doğrudan Fransızca tedrisat yapan okullar , Avrupa ya gönderilen  öğrenciler, eğitim kurumlarımıza gelen uzmanlar. Bazı dernekler aracılığıyla gerçekleşmiştir.[2]           Pozitivizmin doğuşunda en büyük etki eden yeni edebiyat ve fikir hareketi olan Servet-i Fünun dergisidir ve 1894’te Abdülhamid  devrinde kuruldu. Serveti- Fünun hareketinin ağırlık merkezini teşkil eden edebiyat çığırı,... Devamı

KÜRESELLEŞME İLETİŞİM

2007-12-27 00:09:00

KÜRESELLEŞME VE İLETİŞİM Küreselleşme, en basit tanımıyla para ve malların dünya üzerindeki hareketliliğinin artmasıdır. Robertson, globalleşme sürecinin coğrafi keşifler, güneş merkezli evren teorisi, dünyanın ilk haritasının yapılması, böylece Yer’e ilişkin ilk genellemelerde bulunulması ile başladığını belirtmiştir. Bugünden bakıldığında Robertson’a hak vermemek mümkün değildir, globalleşme süreç ve eylemlerinin birkaç yüzyıldır sürdüğü görülmektedir.Küreselleşme yeni bir kavram değildir, onu son 20 yıldır üzerinde bu kadar yoğun olarak yazılıp çizilir yapan 1980’lerin başından beri yaşanan gelişmelerin yarattığı “hız”dır. Bu gelişmelerden küreselleşmeyi ateşleyen üçü, üretim, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerdir. Üretim teknolojileri geliştikçe pazar ihtiyaçları büyümüş, gelişmiş sanayi ülkeleri pazarlarını dünya çapında genişletme arayışına girmişlerdir. Üretimler ise ücretlerin düşük olduğu, işçilerin olabildiğince az organize oldukları ve devlet desteğinin en yüksek olduğu ülkelere diğer iki teknolojik gelişme aracılığıyla kolaylıkla kaydırılabilmiştir. [1] Sermayenin küreselleşme baskısı ile birlikte bilim ve teknoloji de bilhassa iletişim teknolojilerin de önemli yollar kat edilmiştir.             Küreselleşmenin insanlık tarihinde daha ünce benzeri görül memiş bir çağ açtığı yolunda yaygın bir kabul vardır. Bu anlayışa göre küreselleşme ile meydana gelen değişmeler , şimdiye kadar yapılmış tarihsel çözümlemeleri geçersiz laf salataları kılmaktadır. “Bilişim ekonomisi” yahut yeni ekonomi faks makinelerinin, internetin cep... Devamı

THOMAS HOBBES TOPLUM SÖZLEŞMESİ

2007-12-02 20:45:00

THOMAS HOBBES TOPLUM SÖZLEŞMESİ Hobbes, toplum durumuna geçiş mekanizmasını ortaya koymaya çalışırken, De Cive’ de “insan birleşmelerinin kökeninde, gerek gereksinimlerini karşılama, gerek şöhret kazanma isteği bulunur… Demek ki toplum, şöhret ile rahat yaşam temeli üzerine kurulmuştur.” Diye yazar. Leviathan’da da “rahat yaşamak için gereken şeyleri isteme ve çalışarak onları elde etme umudu” nun insanları topluma yönelttiğini vurgular. Ancak ne şöhret, ne de çeşitli şeyler isteği, toplumsallaşmanın nedeni olabilir. Çünkü bunlar , insanlarda birleşme yerine hükmetme arzusu doğurur. “Açlık gibi fiziksel gereksinimlerin karşılanması, hırsızlıkla, yağmayla, kısacası diğer insanların sömürülmesi ile sağlanır… Şöhret isteği ise, herkesi diğerlerinden farklı olmaya, dolayısıyla onlardan ayrılmaya iter.”[1] 1-      Ölüm Korkusunun Belirleyiciliği   İnsanları birleşerek toplum kurmaya yönelten , daha doğrusu ortak bir iktidara boyun eğmeye götüren neden, korkudur, yalnızca ölüm ve yaralanma korkusudur.[2]   Hobbes’ ta değişik tutkuların, çoğunlukla, yarışmacı bir yaşam görüşüne dayanan tanımları yer almaktadır. Sözgelimi kahkaha ansal bir görkem demektir. Görünmez kuvvetten korku doğar. Korku kamuya mal olmuşsa dine, olmamışsa boş inana yol açar. Böylece neyin din, neyin boş-inan olduğu konusundaki karar, yasakoyucuya düşmektedir. Mutluluk sürekli gelişmeyi içerir.[3] Doğal ölüme karşı bir şey yapılamaz, ama diğerlerinin yol açacağı şiddetli ölümden, bunun korkusundan kurtulmak mümkündür. Leviathan’ın 13. bölümünün sonun da öl&... Devamı

ALT YAPI ÜST YAPIYI BELİRLER (Karl MARX)

2007-06-12 12:52:00

KARL MARX ALT YAPI ÜST YAPI             Toplumsal değişmeyi açıklayan belirli kuramlar vardır. Bunlar ,büyük boy orta boy ve küçük boy kuramlardı. Büyük boy kuramlar; organizmacı,evrimci ve diyalektik modellerden oluşmaktadır. Bu yazıda ele alacağımız kuramın Diyalektik modeli ve küçük boy kuramın bireyci modeli olacaktır.                   Marx’a göre toplum, alt yapı ve üst yapıdan oluşmaktadır. Alt yapı ve üst yapı karşılıklı etkileşim içerisindedeir ve alt yapı her zaman üst yapıyı belirlemektedir. Marx’ın sosyolojik kuramının temelleri özellikle 1859’da yayınladığı ‘Ekonominin Eleştirimi’ adlı yapıtında şunları söylemektedir. “Uzun uzadıya uğraştıktan sonra eriştiğim ve bütün incelemelerime öncülük eden genel kanaatlerimi şöyle özetlemek mümkündür. İnsanlar toplumsal üretim işinde, zorunlu ve iradelerinden bağımsız olan belirli birtakım ilişkilere girişirler; bu üretim ilişkilerini, üretim ilişkilerinin toplamı da toplumun ekonomik yapısını meydana getirir. İşte toplumsal bilincin belirli biçimlerini karşılayan kanun ve politik üst yapılar hep bu gerçeklik hep bu gerçek temel üzerine kurulmuştur. Maddi hayattaki üretim biçimi politik tinsel yani manevi toplumsal oluşumların genel karakterini belirtir. İnsanların bilinci geçim yolunu belirtmez, tam tersine geçim yolu onların bilincini belirler.”                   İlk adımda hadiseyi –ki bu ekonomiktir- adetmekten ibaret bir davranış psikolojisi Marx ile Engels’e hakimdir. Kısacası her ... Devamı

KAPİTALİZM VE LİBERALİZM

2007-06-13 18:31:00

KAPİTALİZM   Üreticilerin dolayımsız ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade , satış, mübadele ve kar amacını güden bir ücretli emek ve meta üretimi sistemi.   Pre-modern çağ da pek çok kapitalizm örneğine rastlanmıştır. Fakat o evrede kapitalist müdahaleler  siyasal ve dinsel denetimle sınırlıydı. İnceleme alanı “modernlik” olan öğrencileri en çok etkileyen olgu, kapitalist girişimin(ve bununla ilintili parasal ilişkilerle Pazar ağlarının) siyasal ve kültürel alandaki muazzam ve büyük ölçüde düzenlenmemiş egemenliğidir.             Kapitalizm “sermaye” (kapital)” sözcüğünden türemiştir. Sermayeye dayalı üretim süreci ile kapitalizm kavramları ayrımın vurgulanması gereklidir. Sermeye, doğrudan tüketim için kullanılmayıp diğer malların üretiminde kullanılan, doğal ya da insan yapımı maddi(somut) nesnelerdir. Makinelar , araç-gereçler , tarımsal ve endüstriyel donanım , fabrike binaları, madenler ve hammaddeler sermayeyi oluşturlar. Sermayeye dayalı üretim süreci ise, sermayenin yoğun olarak kullanıldığını gösterir. Tüm çağdaş üretim yöntemleri bir ölçüde sermaye gerektirdiğinden, “sermayeye dayalı üretim süreci” göreceli bir kavramdır. Örneğin ; ortaçağda’da kumaş, çok basik el tezgahlarında üretilirken bugün gelişmiş tekstil makineları kullanılmaktadır. Dolayısıyla daha sermaye-yoğun tekniklerin daha üretken oldukları varsayılır. Kapitalimin evrimine baktığımız zaman çeşitli aşamadan geçtiğini görmek mümkündü. İlk çağlaradan günümüze kadar olan süreçte kapitalist hareketler g... Devamı

NESNELLİK

2007-06-13 18:19:00

NESNELLİK (OBJEKTİFLİK)               Nesnelliği açıklayabilmek ve üzerinde anlaşılabilir bir şekilde durmak için öncelikle nesnelliğin ne anlama geldiğini bilmek gerekmektedir.     Nesnellik, yaygın olarak her tür öznel etki ve öğelerden bağımsız olabilme durumunu ifade etmek icin kullanılan bir terimdir. Nesnel bilginin temellendirilmesinde ileri sürülen argümalar[1] aynı şekilde burada da geçerlidir. Nesnellikten kastedilen, özneden kesin bir şekilde bağımsızlıktır, daha doğru bir değişle öznenin (tüm öznellilerinin ötesinde kalarak) birebir nesnenin kendisine uygunluğudur. Bilimsel bilgi varlığın yanıtını verebilir mi? Bu sorunun yanıtı bir anlamıyla “gerçek” kelimesiyle ne ifade etmek istediğimize bağlıdır. Eğer gerçeğin bilgisiyle duyu organlarımızla algıladığımız, aklımız ve zihnimizle kavradığımız, kant’ın deyimiyle Fenomenler[2] Dünyası’nın bilgisinden bahsediyorsak, çoğu felsefeci bu soruya olumlu yanıt verecektir. Bilimsel bilgi insanın zihin yapısına ve algı mekanizmasına bağlıdır. Zihin yapısı ve algı mekanizması da bütün insanlarda ortak olduğuna göre, bütün insanların kabul edebileceği nesnel ve evrensel bilgiler elde etmek olanaklıdır. Ancak, varlığın bir de bizim algılamamız dışındaki yönü vardır. Yine Kant’ın deyimiyle Numenler[3] Dünyası. Örneğin, bir ağaç… Biz onun varlığının farkına varmasak da kendi başına vardır. David Hume, bir deneyci olmasına karşın, her tür bilginin nasıl bir yönüyle insan zihnine bağlı olduğunu “insan zihni üzerine bilimsel bir araştırma” adlı kitabınını girişinde şöyle ifade eder: “Şurası kesindir ki, bütün bilimler, az yada çok insan doğasıyla ilgi... Devamı

2007-05-01 13:22:00

Devamı

2007-05-01 12:55:00

Devamı

SONSUZ BOŞLUK

2007-03-20 19:03:00

      HERŞEY SENDE GİZLİYDİ. MOR KAPALI BİR RENKTİ. DÜNYA TİCARETİ BENİ İLGİLENDİRMİYORDU. YOKLUĞUNDA ÜZÜLÜYORUM. SIRCA YANAĞIMA DOKUNDU, TENİM ÜŞÜYORDU. MECALSİZ RUHLARLA DOLAŞIRKEN. YOKLUGUNDA ÖZLÜYORDUM BAYAT YOKTUR........ YAŞLANMIŞ OLAN, DÖNÜŞÜMSÜZDÜR. BAHAR SENİ BANA GETİREN SU, İÇİMDE AKIP GİDEN HAYAT ŞEKİLSİZ EFSUNLU VE BIKKINDI DAMARLARIM DA YOKLUĞUNDA VARDIN ASLINDA...   ESRA SONAR CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ    ... Devamı

BİR SU DAMLASI

2006-12-03 17:40:00

Bir su damlası Evet evet bir su damlasıydı. Sana olan aşkım; Hayatım dediğim çay bardağına Düşen, İçimdeki diğer damlalara Anlam bir kazandıran Ve dökülecek diğer damlaları da Renklendirecek. Bu su damlası farklıydı ki; Görülmemiş bir heyecan kapladı, Yüreğimi. Artık üzülmüyordu bu beden; Geçmişteki olumsuzluklara ve Hayata dört elle sarıldı. Yaptıkları dahada anlamlanmaya başladı.       *********     Şimdi sana haykırıyorum Ey güzelliklerin timsali! Bardağı daha da renklendirelim El ele verip. ve Güneşi diğer yıldızları hatta Tüm evreni yakalım. Beraberinde  yaratalım yeni bir Evren.... Devamı

2006-05-02 17:18:00

Devamı

2006-07-01 16:00:00

Devamı